DerGi - Medya, Gazete, TV, Dergi, İnternet,Klipler,Film Fragmanları - Blogcu



Medya, Gazete, TV, Dergi, İnternet,Klipler,Film Fragmanları


PEYGAMBER ALEYHİSSELAM o gün çok neşeli idi. Hz. Aişe validemiz,

Kategori: DerGi
PEYGAMBER ALEYHİSSELAM o gün çok neşeli idi. Hz. Aişe validemiz, onun bu halini görünce: -'Ey Allah'ın Resulü, bana dua et!' dedi. Peygamber Aleyhisselam ona şöyle dua etti:

PEYGAMBER ALEYHİSSELAM o gün çok neşeli idi.

 

 

 

 

Hz. Aişe validemiz, onun bu halini görünce:

 

 

-'Ey Allah'ın Resulü, bana dua et!' dedi.

Peygamber Aleyhisselam ona şöyle dua etti:

 

-'Allah'ım Aişe'nin geçmiş, gelecek, gizli ve açık bütün günahlarını bağışla!'

Hz. Aişe bu duaya o kadar sevindi ki, sevincinden gülmeye başladı.

 

Resulallah, onun böyle gülmesine hayret ederek sordu:

 

-'Ey Aişe, sana ettiğim dua seni bu kadar çok mu sevindirdi?'

Hz. Aşie:

 

-'Ya Resulallah, nasıl sevinmem!'

Peygamber Aleyhisselam, birden ciddileşti ve:

-'Ya Aişe, vallahi ben bu duayı her namazdan sonra bütün ümmetim için etmekteyim!' buyurdu.

 

http://www.sezgiler.com/haber_oku.asp?haber=274 

 

 

23:15 - 17/1/2008 - yorum {yok} - yorum yaz


Aksiyon Dergisi - Sayı: 679 - 10.12.2007

Kategori: DerGi


Alevi ve ateist olmak mümkün mü?

Ahmet Taşgetiren - a.tasgetiren@aksiyon.com.tr

Manzara çok çetrefil... Acaba Alevilikle ilgili sağlıklı kültür kaynaklarına ulaşılması istenmemekte, her niyete göre yorumlanacak bir Alevilik daha çok tercih mi edilmektedir? Aslında, mesela bir “asimilasyon”dan endişe eden çevrelerin, sağlıklı bir “Alevilik tarifi”ni gerçekleştirmiş olması gerekiyor. Oysa, böyle bir ortak tanımlama yok. Acaba hangisi gerçek Alevilik? Benim kuşkum, bazılarının çözüm istemediği... Onların “ateist” olarak da Alevi rantını devşirebilmesi ancak böyle kaypak bir kaos ortamında mümkün çünkü.


Alevi ve ateist olmak mümkün mü?

Bu soru, şu anda ülkemizde yaşanan Alevilikle ilgili tartışmaların kışkırtıcı biçimde ifadesinden ibarettir.

Bu soru, şu soruları da içinde barındırıyor:

-Alevilik aslında nedir?

-Alevilik bir din midir, mezhep midir, tarikat mıdır, etnik bir mensubiyet midir?

-Alevilikle İslam’ın ilişkisi nedir?

-İslam dışında bir Alevilik mümkün müdür?

Tüm bu sorular, bir “Alevilik tanımı”na olan ihtiyacı belirliyor.

Türkiye’de önemli bir Alevi nüfus vardır ve bu nüfus, hâkim yapının laik anayasal çerçeveye rağmen, fiili olarak “Sünni eksenli” oluştuğunu düşünmekte, kendisini ise “ihmal edilmiş” görmektedir.

Bu sebeple, Avrupa’da hak arayışı dahil kimi girişimlere teşebbüs bile etmiş, AB belgelerinde “azınlık” diye tanımlanmak dahil, bazı sonuçlar bile alınmıştır.

Aslında anayasal sistem, laik karakteri icabı, din ve mezhep eksenli oluşumları dikkate almamıştır. Sünniliğe yönelik bir yasal yapılanma da söz konusu değildir. Ama genelde Türkiye Cumhuriyeti’nin derinliklerinde “Türk, Sünni, Hanefi” gibi bir genel şablonun bulunduğu ifade edilmiştir. Hoş bu yasal çerçeve ile ilgili olarak toplumun çoğunluğunu oluşturan Sünni kesimin de şikayetleri vardır. Belki en baştaki şikayet de, devletin kısıtlı bir “İslam yorumu”nu topluma empoze etme iradesiyle ortaya çıkması ve bununla, dinî hayatın yoğun biçimde devlet denetimine girmesidir.

Sünni camianın bu şikâyetine rağmen, Alevi camiada, devlet ve Sünnilik denklemlerine yönelik kanaat ve eleştiriler devam etmiştir.

Bunun sonucu olarak Alevi camiadaki ortak duygu, dışlanmışlık olmuştur.

Öyleyse, bu duyguların izalesi ve varsa sorunların giderilmesi gerekmektedir.

Peki bunu kim yapacak ve nasıl yapılacaktır?

Ak Parti iktidarı, ilk iktidar yıllarının ardından ikinci 5 yılın başında “Bu işi çözemez miyiz?” diye yola çıkmıştır. Ne de olsa bir iktidara, sağlıklı bir yönetim için, mümkün olduğu kadar gerilimleri azaltmak düşer.

Türkiye’nin böyle sorunlu başka alanları da vardır. Bunların tümüne birden belki de “benim ifade etiğim gibi “Sistem sancısı” da denebilir. Aleviler gibi toplum çoğunluğu da inanç özgürlüğünden şikâyet etmekte, öte yanda “Kürt sorunu” diye bir olgu ülkenin kimyasını bozmaktadır. Acaba tüm bu sancılı alanlara çözüm bulunamaz mı?

Hadi, Alevilikle ilgili olanları çözelim!

Önce Diyanet yola çıkmıştır:

-Laik Cumhuriyet’in Diyanet’i olarak Aleviliğin ana kaynaklarını yayınlayalım, Alevi toplum, kendi kültür kaynaklarına ulaşsın! Bilgi açığı ortadan kalksın.

Diyanet’in girişimi Alevi toplumda tepki doğurmuştur.

-Diyanet bünyesinde bir Alevilik yorumu yerine Diyanet’in tamamen kalkmasını istiyoruz! Laik bir ülkede Diyanet olmaz!

Bu tepki şu soruları doğurmuştur:

-Acaba Alevilik adına ortaya konacak en rasyonel tepki bu mu olmalıdır?

-Diyanet kalkınca bundan Alevilik ne kazanacaktır?

-Yoksa Diyanet’in toplumun başka kesimlerine verdiği hizmet mi Aleviliğin tepkisini çekmektedir?

-Ya da, bir kısım Alevi, aslında sağlıklı kültür kaynaklarına ulaşılmasını istememekte, her niyete göre yorumlanacak bir Alevilik daha çok tercih mi edilmektedir?

-Diyanet’in Alevi kaynaklarını doğru ve sağlıklı yayınlayacağına inanç mı yoktur?

Diyanet her şeye rağmen bu noktada bazı adımlar attı.

22 Temmuz seçimlerinde Alevi camianın Reha Çamuroğlu gibi tanınmış bazı simaları, Ak Parti listelerinden Meclis’e girdi. Ak Parti yönetimi bu milletvekillerinin inisiyatifi ile Aleviliğin sorunlarına çözüm arayışı başlattı. İlk elde, cemevleri, dedeler, Alevi kültür kaynakları, Din kültürü ve Ahlak Bilgisi derslerinin muhtevasında Aleviliğin işlenmesi, Başbakan’ın Alevi toplumu ile buluşması gibi adımların atılacağı belirtildi.

Buna da tepki geldi:

Bakınız şu görüşleri, bu tepkileri yansıtan Cumhuriyet gazetesinden aldım:

-Sünni dede istemiyoruz.

-Şimdi ortaya çıkarak kendilerine göre bir Alevilik ve dedelik uygulamak istiyorlar.

-Alevileri bir kalıba sokmaya çalışıyorlar.

-Laikliğin koruyucusu olan Aleviler asimilasyona ve Sünnileştirmeye karşı uyanık olmalı ve oyuna gelmemeli.

-Bizim asimile edilmiş bir Aleviliğe ve Sünnileştirilmiş bir dedeliğe ihtiyacımız yok.

-AKP iktidarı, Aleviliği kullanarak tarikatların yolunu açmak istiyor.

-AKP’nin girişiminin göstermelik olduğu açık.

-Alevilerin seçmediği bir milletvekilinin alelacele böyle bir işe girişmesi şaşırtıcı.

-Alevilerin temel istekleri olan zorunlu din dersleri ve asimilasyon çalışmaları kaldırılmalı.

-Alevi dedelerinin kadrolu çalıştırılması, AKP’ye bağlı dedeler oluşturarak Aleviler üzerinde söz sahibi olma anlayışının bir ürünüdür.

-Diyanet’te Alevilerin temsil edilmesi Alevilerin asimile edilmesidir.

-Alevilerin Diyanet’e bağlanması Alevilerin yaşam şekillerinin ve inanç değerlerinin yok edilmesidir.

-Diyanet’e bağlı olursanız, özgürce ibadetinizi yapamayacak, devletin istediği gibi yapacaksınız.

-AKP, Alevilere göstermelik bazı haklar verirsem, türbanın önünü açabilirim hesabı içinde.

-Alevilik, Sünniliğin dışında, İslam’ın içindedir.

-Alevilerin “Bir Sünni gelsin, bizimle matem tutsun” diye bir ihtiyacı yok.

-Erdoğan, bugüne kadarki ayrımcı uygulamalar için özür dilemeli.

-Alevilere kadro vermek patron-yanaşma ilişkisi kurmaktır.

-Aleviliğin gericiliğine ve baskı unsuru olarak kullanılmasına karşıyız. (Cumhuriyet, 5 aralık 2007)

-AKP Madımak’tan, Kerbela’dan, Gazi olaylarından çok daha tehlikeli bir oyunu sahneye koyuyor.

-Biz gerçek Aleviler, İslam’ın dışındayız, Biz Aleviyiz. Biz Anadolu’nun ta kendisiyiz. (Galip Karakuş. BCP Genel Saymanı)

-Ben Alevi dedesiyim. Diyanet İşleri Başkanlığı’na bağlansam da orada asimile olmam, aksine orada Alevilik için mücadele başlatırım. (İsmail Elçioğlu, Alevi yazar) (Cumhuriyet, 6 Aralık 2007)

Bu tepkilerin her biri bir Alevi derneğin temsilcisine ait.

Dikkat edilirse, bu tepkilerde yoğun biçimde “Asimilasyon-Aleviliği kaybetme, erime” endişesinin varlığı gözleniyor.

Aleviler üzerinde antropolojik çerçevede bir doktora tezi hazırlayan ODTÜ öğretim üyesi Aykan Aydemir de, Milliyet’ten Devrim Sevimay’la yaptığı mülakatta, yukarıdaki tepkilere paralel biçimde, “Aleviler önce kucaklaşma değil, haklarının verilmesini istiyor. Kadro vermek patron-yanaşma ilişkisi olur” diyor. Aydemir ayrıca, Alevilerle masaya oturulmasını ve bir “haklar çerçevesi” oluşturulmasını öneriyor. (Milliyet, 3 Aralık 2007)

Ortaya gerçekten çok çetrefil bir manzara çıkıyor.

Aslında mesela bir “asimilasyon”dan endişe eden çevrelerin, sağlıklı bir “Alevilik tarifi”ni gerçekleştirmiş olması gerekiyor. Oysa, böyle bir ortak tanımlama yok. Başlıkta sunduğum soru da şu anda Alevi camia için anlamlı, “İslam içinde” Sünniliğe çok yakın Alevilik yorumu da, Aleviliği bir etnik aidiyet gibi algılamak da... “Hangisi Alevilik?” sorusu asla anlamsız değil.

Aynı şekilde devletle pazarlığa oturmak için bir Alevilik temsilinin oluşturulması da şart. Peki kim temsil edecek Aleviliği? Ya da AKP’ye bunca tepkili olunduğuna göre karşısında devlet adına kim olacak? Ak Parti, sonuçta bir Alevi’yi açılım için görevlendirdi. Onun “AKP’lileştiğine” inanıldığına göre, kim doğru temsili gerçekleştirecek? Mesela Prof. Dr. İzzettin Doğan, yeterli temsile sahip mi!? Onun da “Dede” olmasına rağmen onaylanacağını sanmıyorum. Çünkü Alevilik içinde bir çizginin dedelik” müessesesine de karşı olduğu biliniyor.

Ya Diyanet’i ne yapmalı?

Özel bir “Alevi Diyaneti” mi oluşturmalı?

Aleviliğin hangi tanımından yola çıkarak böyle bir yapılanmaya gitmeli? Ya benzeri özellikleri ileri sürerek “başka Diyanetler” inşası da söz konusu olursa...

Kuşkum ne mi?

Bazılarının çözüm istemediği...

Onların “ateist” olarak da Alevi rantını devşirebilmesi ancak böyle kaypak bir kaos ortamında mümkün çünkü.

Ben bir sağduyu çizgisi geliştirilmesini ve AK Parti’nin çözüm arayışına katkıda bulunulmasını sağlıklı bulurum.

 

 

22:17 - 12/12/2007 - yorum {yok} - yorum yaz


Son Sayfa Sonraki Sayfa
Hakkımda
Medyayı Süzen gözlüğünüz...
Ana Sayfa
Profilim
Arşiv
Son Yazılar

- galatasaray ankaraspor maçı izle ankaraspor galatasaray seyret j
- 26 Şubat Galatasaray-Bordeaux Maçını İzle Canlı Maç Dinle
- İstanbul-Amsterdam Seferinde Düşen THY uçağının yolcu listesi
- Can 2008 Şaka Maka albümünü online dinle
Kategoriler

Arkadaşlarım
atyarisialtili
gazetemakale
oxigen3



















SSK HIZMET DOKUMU

TC KİMLİK NO DOĞRULA SORGULA

TURK TELEKOM TELEFON REHBERİ-NO BUL